Anasayfa Etkinlik-Faaliyetler ANAÇ ve KUZU  
 
     
 
 

Giriş Formu



Posta Kutum

Giriş yapmamışsınız.

Kimler Sitede

Şuanda 2 konuk çevrimiçi
Yok

Son Mesajlar

  • Düğünümüz var..
    bilge ve barış canlarım sizlere bir ömür boyu mutl...
    Syn: hayrettin
  • Konuk Defteri
    hatun teyzenin mefatını üzüntüylle öğrendik kendis...
    Syn: hayrettin
  • Telefon rehberi
    TURAN ALAGÖZ 05365402041
    Syn: Elif Alagöz
Mustafa Tuncel tarafından yazıldı   

Anaç ve Kuzu

 

(Bundan önce tarafımdan kaleme alınan yazılara değerli görüşler ekleyen okuyucu-hemşerilerime/köylülerime -  hakettiklerini karşılamada yetersiz kalsa da - ciddi teşekkürlerimi sunuyorum. Onların  tek bir  sözcüğünün bile ne kadar anlam yüklü olduğu, bilmem, farkedilebiliyor mu? Yakın köylerimiz buna dahildir... Yaşam felsefesine dair, özellikle de inanca ait değerlendirme ve edimlerimiz biraz farklılık içerse de; bana sorarsanız, biz aslında tek köy idik. Hâlâ da öyle olduğunu, bu köylerden kopup gitmiş onca nüfus ve insan olgusuna  rağmen,  bölünmemiş şu yüreğimle  söyleyebilirim.)

 

                                             *

 

Size daha kısa aralıklarla yazabilme zamanına ve  (önemlisi de) kapasitesine sahip değilim.  Duygularıma sansür koymadan  bir yazı bırakıyorum  buraya, ardından günlük  hayhuy’un içinde yitiyor ve  ancak uzun zaman sonra dönebiliyorum  öz adresime. Yaşam, hepiniz gibi beni de kendisinin istediği alanlara sürüklüyor, asıl olmak istediğim  yerlere uğratmamak için şeytanca işler çeviriyor. Ne yaptımsa bu gizli rakibi yenemedim.  Eğer siz bunu aşmayı/yenmeyi daha iyi başarıyorsanız, Allahınız aşkına, bana da yolunu gösterin, köleniz olacağım karşılığında.

 

                                             *

 

                                              

Buraya her uğradığımda başım uğulduyor. O kadar çok şey var ki bize dair... Sözlüğün hangi sayfasını çevirsem, bir sözcük, bir kavram, bir im... Hepsi beni kışkırtmaya hazır...

 

Son dolaşmamda  “anaç” ve “kuzu” ile karşılaştım.

Hayatı bu kadar özetleyebilen iki sözcüğü birlikte/bir arada görmedim doğrusu...

 

Ana ile “anaç” arasındaki yakın bağı anlatmam gereksiz, zaten sözler her şeyi anlatıyor olmalı. Peki “kuzu”ya ne demeli? Zaten herkesi ayağa kaldıracak bu kavrama bir açıklama niçin gereksin ki ?...

 

Anaç ile kuzu benim hayatımın da temeli, senin de, onun da...

 

                                

(Kerpiç dökme ya da kalıplama işine katılmamış arkadaşlarıma candan önerim var:  Bir fırsat yakalayın ve “anaç”  ile “kuzu”yu tanıyın!)

 

                                                 *

Bizim köylerde, sanki Hititmiş gibi, sanki Asurmuş gibi, anaç ile kuzu üretilirdi. Hayatın yapı taşı ve yapıların ana taşı...  Binaların, (“bina” demek abartılı elbet) evlerin, barınakların, duvarların temel harcı toprak ve toprağa karıştırılan bitkisel parçalardı. Bu, oldum olası böyleydi. En büyük dedem ve ninem kimler idiyse, ilk evlerini öyle yapmışlardı. (Kendilerini rahmetle anıyorum. Gerçi onlar  elbette müslüman değillerdi ama “rahmet” kavramının dinler-üstü bir yüklemi olduğuna inanıyorum.)

                                                  * 

                                                 

Anaç ve kuzu... Bu  kavramlar çerçevesinde söylenecek çok şey var ama konuyu gereksiz dolandırmaktan çekiniyorum. En iyisi, onları asıl ait oldukları yere çekmek!

 

... Anaç ve kuzu bir araya gelmezse duvar depreme dayanıklı olamıyordu. İkisi birlikte en az yarım metre kalınlık oluşturuyordu. Bu kalınlıktaki duvar topraktan da yapılsa önemli bir güç kazanıyordu.

 

... Anaç ve kuzu birlikte birbirini tamamlıyordu. Duvar örgüsünde altta anaç varsa üste kuzu, dipte kuzu yatıyorsa üste anaç  konurdu.

 

... Anaç ve kuzu alt alta ve üst üste bu örgüyle çapraz bir kilitlenme sağlıyordu ve doğanın yıkıcı gücüne bundan daha dayanıklı bir örgü 21’inci yüzyılın başına kadar üretilememişti.

 

... Anaç ve kuzuyu üreten kerpiç kalıbı, icadedildiği eski bir yüzyılda zamanının devrimi olmuştu.

 

... “Anaç” ve  “kuzu” tipi duvar örgüsü uluslararası bir övgüyü  hakedecek eski bir  bilgiydi.

 

... Babam Mahmut Usta, yeni yetme çağımda beni de inşaatlara götürdüğü zaman, el altındaki ameleye ( bazen o amele ben idim)  tek sözcükle talebini iletirdi:  “Anaç....”   “Şimdi kuzu...”   “Bir anaç daha...”    “Harç ver !”...

Asıl şimdi anlıyorum o tek sözcüklü komutları...

 

... Annemiz... Çocuklarımızın anneleri... Bütün anneler... Bütün çocuklarımız....

 

Onlar olmadan hayat olmuyordu.

Anaçlarımız ve kuzularımız....

 

Galiba hayat aslında “anaç” ve “kuzu”dan ibaret.

 

 

Yorumlar 

 
0 #4 abdullahercan 2010-03-04 13:09 sevgili abicim enson gördüğümde rıza amcagilin falına bakıyordun.Yazıların muhteşem özledim . Alıntı
 
 
0 #3 hıdır yılmaz 2010-03-03 13:59 Sayın mustafa abi Ellerine,Yüreği ne,Gönlüne Sağlık,Abi aslında Birde O Anaç ve kuzuları Yapılacak Evin Yanına Yada İçine Taşırken Köyün,köylünün, Akrabanın ,Arkadaşın,Komş unun Sevgi Dolu Dayanışması nedegüzel yaşanırdı,Ne Güzel di Çocuk Olmak o Yılarda Güzelim köyümde,Ne GÜZELDİİİ. Alıntı
 
 
+2 #2 ismail hakkı celayir 2010-03-01 22:03 segili mustafa yazını zevkle okudum.izin verirsen bir eklenti yapmak istiyorum. hayat çok garip.bazen anaçla kuzu bazen kuzuyla çamuru karıştırır iansan.bazen duyar duymamazlıktan gelir.bazen görür görmemezlikten gelir.tıpkı babanın meşhur iki amelesi gibi. biri sağır baki(SOLMAZ ENİŞTE)digeri sağır iso(ŞÜKRÜ İSO).
Hayatı olduğu gibi yaşıyan insan az gibidir. bizler bu karmaşa içinde anaçla kuzuyu, çamurla anacı ayırmaya çalışırız.kimimiz bunu becerir,kimimiz bu karmaşa içinde hayatımıza devam ederiz.
ama bence önemli olan mahmut ustanın yaptığıdır.anaç,kuzu ve çamuru bir birinde ayırmaktır.eger ayıramıyorsanız , doğrusu bulunduğunuz yeri terk etmektir.kendisini rahmetle anıyorum.
Alıntı
 
 
+2 #1 ismail hakkı celayir 2010-03-01 21:31 sevgili mustafa,güzel yazılarını zevkle okuyorum.rahmetli babanın iki meşhur amelesi vardı.biri sağır baki(BAKİ ENİŞTEMİZ)birde sağır iso(ŞÜKRÜ İSO)bunların kulağı duymadığı için hep anaçla kuzuyu ve çamuru bir birine karıştırılardı.bazen mahmut usta anaç isterdi onlar kuzu verirlerdi.bazen çamur isterdi onlar anaç verirdi.en sonunda mahmut usta sinirlanir oryı terk ederdi.bu işte hiç günahı olmuyan yapı sahipleri günlerce mahmut ustayı ikna etmeye çalışırdı.sonuçta sağırın günahını
sağır olmuyan çekerdi.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlarımız

Mustafa Tuncel
Mustafa Tuncel
ismail hakkı celayir
ismail hakkı celayir
Ali OGUZ
Ali OGUZ
 
  Telif taskesen.net & taskesen.forum  
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de