|
Anaç ve Kuzu
(Bundan önce tarafımdan kaleme alınan yazılara değerli görüşler ekleyen okuyucu-hemşerilerime/köylülerime - hakettiklerini karşılamada yetersiz kalsa da - ciddi teşekkürlerimi sunuyorum. Onların tek bir sözcüğünün bile ne kadar anlam yüklü olduğu, bilmem, farkedilebiliyor mu? Yakın köylerimiz buna dahildir... Yaşam felsefesine dair, özellikle de inanca ait değerlendirme ve edimlerimiz biraz farklılık içerse de; bana sorarsanız, biz aslında tek köy idik. Hâlâ da öyle olduğunu, bu köylerden kopup gitmiş onca nüfus ve insan olgusuna rağmen, bölünmemiş şu yüreğimle söyleyebilirim.)
*
Size daha kısa aralıklarla yazabilme zamanına ve (önemlisi de) kapasitesine sahip değilim. Duygularıma sansür koymadan bir yazı bırakıyorum buraya, ardından günlük hayhuy’un içinde yitiyor ve ancak uzun zaman sonra dönebiliyorum öz adresime. Yaşam, hepiniz gibi beni de kendisinin istediği alanlara sürüklüyor, asıl olmak istediğim yerlere uğratmamak için şeytanca işler çeviriyor. Ne yaptımsa bu gizli rakibi yenemedim. Eğer siz bunu aşmayı/yenmeyi daha iyi başarıyorsanız, Allahınız aşkına, bana da yolunu gösterin, köleniz olacağım karşılığında.
*
Buraya her uğradığımda başım uğulduyor. O kadar çok şey var ki bize dair... Sözlüğün hangi sayfasını çevirsem, bir sözcük, bir kavram, bir im... Hepsi beni kışkırtmaya hazır...
Son dolaşmamda “anaç” ve “kuzu” ile karşılaştım.
Hayatı bu kadar özetleyebilen iki sözcüğü birlikte/bir arada görmedim doğrusu...
Ana ile “anaç” arasındaki yakın bağı anlatmam gereksiz, zaten sözler her şeyi anlatıyor olmalı. Peki “kuzu”ya ne demeli? Zaten herkesi ayağa kaldıracak bu kavrama bir açıklama niçin gereksin ki ?...
Anaç ile kuzu benim hayatımın da temeli, senin de, onun da...
(Kerpiç dökme ya da kalıplama işine katılmamış arkadaşlarıma candan önerim var: Bir fırsat yakalayın ve “anaç” ile “kuzu”yu tanıyın!)
*
Bizim köylerde, sanki Hititmiş gibi, sanki Asurmuş gibi, anaç ile kuzu üretilirdi. Hayatın yapı taşı ve yapıların ana taşı... Binaların, (“bina” demek abartılı elbet) evlerin, barınakların, duvarların temel harcı toprak ve toprağa karıştırılan bitkisel parçalardı. Bu, oldum olası böyleydi. En büyük dedem ve ninem kimler idiyse, ilk evlerini öyle yapmışlardı. (Kendilerini rahmetle anıyorum. Gerçi onlar elbette müslüman değillerdi ama “rahmet” kavramının dinler-üstü bir yüklemi olduğuna inanıyorum.)
*
Anaç ve kuzu... Bu kavramlar çerçevesinde söylenecek çok şey var ama konuyu gereksiz dolandırmaktan çekiniyorum. En iyisi, onları asıl ait oldukları yere çekmek!
... Anaç ve kuzu bir araya gelmezse duvar depreme dayanıklı olamıyordu. İkisi birlikte en az yarım metre kalınlık oluşturuyordu. Bu kalınlıktaki duvar topraktan da yapılsa önemli bir güç kazanıyordu.
... Anaç ve kuzu birlikte birbirini tamamlıyordu. Duvar örgüsünde altta anaç varsa üste kuzu, dipte kuzu yatıyorsa üste anaç konurdu.
... Anaç ve kuzu alt alta ve üst üste bu örgüyle çapraz bir kilitlenme sağlıyordu ve doğanın yıkıcı gücüne bundan daha dayanıklı bir örgü 21’inci yüzyılın başına kadar üretilememişti.
... Anaç ve kuzuyu üreten kerpiç kalıbı, icadedildiği eski bir yüzyılda zamanının devrimi olmuştu.
... “Anaç” ve “kuzu” tipi duvar örgüsü uluslararası bir övgüyü hakedecek eski bir bilgiydi.
... Babam Mahmut Usta, yeni yetme çağımda beni de inşaatlara götürdüğü zaman, el altındaki ameleye ( bazen o amele ben idim) tek sözcükle talebini iletirdi: “Anaç....” “Şimdi kuzu...” “Bir anaç daha...” “Harç ver !”...
Asıl şimdi anlıyorum o tek sözcüklü komutları...
... Annemiz... Çocuklarımızın anneleri... Bütün anneler... Bütün çocuklarımız....
Onlar olmadan hayat olmuyordu.
Anaçlarımız ve kuzularımız....
Galiba hayat aslında “anaç” ve “kuzu”dan ibaret.
|
Yorumlar
Hayatı olduğu gibi yaşıyan insan az gibidir. bizler bu karmaşa içinde anaçla kuzuyu, çamurla anacı ayırmaya çalışırız.kimimiz bunu becerir,kimimiz bu karmaşa içinde hayatımıza devam ederiz.
ama bence önemli olan mahmut ustanın yaptığıdır.anaç,kuzu ve çamuru bir birinde ayırmaktır.eger ayıramıyorsanız , doğrusu bulunduğunuz yeri terk etmektir.kendisini rahmetle anıyorum. Alıntı
sağır olmuyan çekerdi. Alıntı