Anasayfa Onur Üyelerimiz  
 
     
 
 

Giriş Formu



Posta Kutum

Giriş yapmamışsınız.

Kimler Sitede

Şuanda 2 konuk çevrimiçi
Yok

Son Mesajlar

  • Düğünümüz var..
    bilge ve barış canlarım sizlere bir ömür boyu mutl...
    Syn: hayrettin
  • Konuk Defteri
    hatun teyzenin mefatını üzüntüylle öğrendik kendis...
    Syn: hayrettin
  • Telefon rehberi
    TURAN ALAGÖZ 05365402041
    Syn: Elif Alagöz
MERHABA...

    Uzun süredir düşündüğüm bir projeyi uygulamak istiyorum. hele sevgili kuzenim can kardeşim Mustafa Tuncelin güzel yazılarını okudukça bu işi niye erteliyorum diye kendime kızıyorum. zaman hem çok kısa, hem de çok uzun önemli olan sizin onu nasıl ve ne ölçüde kullandığınızdır. hele benim gibi zamanının çoğunu yurt dışında gurbet ellerinde geçiriyorsanız bunu daha da planlı yapmak durumundasınız.
   Elimden geldiğince ve vakit buldukça sizlerle buluşmaya çalışacağım. köyümüzün özgün karakterlerini kendilerine ait felsefi  düşünceleriyle anlatmaya çalışacağım. Bunu yaparken kendileri ile ilgili yaşadıklarımı ve kendilerinin hayata katmak istedikleri düşüncelerini, onların sadeliklerine sadık kalarak anlatmaya çalışacağım. zaman zaman onların şahsında gördüğüm derinlikleri yeni gençliğimize aktarmaya gayret göstercegim.  bazen maksadımı anlatmakta zorluk çekebilirim,bundan dolayı önce onlardan, yakınlarından ve siz değerli okuyuculardan şimdiden özür dilerim.hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım.


Yusuf dayı diğer adıyla hindi dayı veya hindi Yusuf

 Hindi dayı bizim komşumuzdu. sakin, kendi dünyasında 

 yaşayan biriydi. Kimseyle çok samimi bir ilişkisi yoktu. Hatırladığım ve bildiğim kadarıyla kimse ile konuşmazdı. doğru dürüst bir arkadaşıda yoktu. Çocuklarla iyi geçinirdi Ancak geçimsiz biri değildi. hayata karşı nedenlerini bilmediğim bir öfkesi vardı.hayata karşı öyle öfkeliydi ki kendi yakınları ile,hatta; kardeşi Zuto dayı ile ölene kadar konuşmadı. yakışıklı uzun boylu ince yapılı gösterişli bir Anadolu insanıydı. kendi işini kendisi yapardı. bundan dolayı olsa ; son derece atletik bir yapısı vardı. kimse ile kavga etmezdi, kendi dünyasında karmaşık bir hayat yaşardı.

  Yalnızlığını, hayvanlar ve doğa ile paylaşırdı. eşeği ile kavga eder ineğine ve keçisine öfkesini kusardı. öküzü ile dertlerini paylaşır kuzusu ile yalnızlığını giderirdi. kısacası yalnızlığın kitabını yazmıştı. yalnız yaşamayı  en iyi o bilirdi. köy ortak yaşamına pek katılmazdı. bütün bunlar, kötü niyetinden değildi. içinde yaşadığı yalnız dünyasına; öfkesinin sonucuydu. gururlu ve onurlu bir insandı. kimsenin yardımını istemez  elinden geldiğince o herkese yardım ederdi. iki kızı ve karısı vardı. karısını genç yaşta kaybetmiş iki kızı ile yaşamını devam ettirmeye çalışıyordu. kızları evlendikten sonra yalnız dünyasında tek başına kalmıştı. kendini yalnızlığa o kadar alıştırmıştı ki hiç kimseyi bu dünyasına ortak etmek istemiyordu. tüm sevgisini hayvanlarına veriyordu.

  Köyümüzün lafonteni idi. hayvanlarına insan muamelesi yapar, zaman, zaman kızgınlığını öfkeye dönüştürür, onlarla kavga ederdi. kendince onlara cezalar verir bazen küser ve onlarla hiç  konuşmazdı. köyün imkansızlıkları içerisinde yalnız yaşamanın güzel örneklerini sunardı. Hamurunu yoğurur, ekmeğini pişirir, yemeğini yapardı. kimseye minnet etmeden yaşamaya çalışırdı, komşumuz olduğu için günlük yaşamına  sıkça şahit olurdum. eşeğine yükünü yüklerken bile kimsenin yardımını istemezdi. yükün bir tarafını yükleyip altına değneğini dayar diğer tarafını da yükleyip tek başına yükünü bağlardı. çocuk halimle bir tarafta özendiğim diğer taraftan üzüldüğüm bir yaşam tarzı vardı. evliliğinde mutlu olmadığını o çocuksu halimle anlıyordum. hüzünlü ve üzgündü, yalnızdı bu yalnızlığına karşı “ey yalnızlık sana teslim olmayacağım sana yenilmeyeceğim” dercesine inatla direniyordu. yaşı gittikçe ilerliyordu beli bükülüyor  kamburu çıkıyordu. bu yaşlı haline yalnızlık zaman zaman galip geliyordu.hayata karşı eskisi gibi direnemiyor gün geçtikçe direnci kırılıyordu.hasta olduğu zaman bir tas su minnet olmaya başlamıştı. bir sıcak çorbaya özlem duyuyordu. eskisi gibi işini göremez hale gelmişti. uzun boyu kısalmış beli bükülmüş kolları eskisi kadar kuvvetli değildi. gözlerinin feri gittikçe sönüyordu. güçlü değildi ferasetini kaybediyor  yaşama karşı umutları tükeniyordu. birilerine muhtaç olmak birilerinin yardımı ile yaşamak onuruna dokunuyordu. bir gün oturdu hayatını gözden geçirdi. kendince kimseye zarar vermeden onurlu bir yaşam sürdüğüne kanaat getirdi ve onurlu bir sonla hayatını bitirmek istedi. Şeytan; köyün yakınındaki Keban baraj gölünü aklına soktu. su gibi geçen hayatını suya teslim etmek istedi. Gitti; gölün kenarında elbiselerini çıkardı ve temizce katladı. Ayakkabılarını, elbiselerinin üzerine koydu. kendisi gibi temiz ve berrak olan suya yürüdü,yürüdükçe suyun içinde  kaybolmaya başladı ve ağzında bir yanık türkü mırıldadı.

 

“allı turnam bizim ele varırsan

Şeker söyle kaymak söyle bal söyle

Eğer beni sual eden olursa

Boynu bükük benzi soluk yar söyle”

 

Ve kaybolduğu suda “ey yalnızlık sana değil beni yaratan yalnızların sahibine gidiyorum” diyerek bu savaştaki galibiyetini ilan etti.köylüler günlerce hindi dayıyı aradılar bir türlü izine rastlamadılar.hindi dayı ile ilgili herkesin bir hikayesi vardı.gerçek hikaye hindi dayının kendisiydi.  tanrı rahmet eylesin.

Kendisini rahmetle anıyorum

 

Saygılarımla

 

 

Yorumlar 

 
+3 #10 Mustafa Tuncel 2010-03-20 21:34 İsmail, Sevgili Kuzen, Değerli Kardeş, Mişelli'nin has adamı!

Nihayet seni burada görebildim. Hiç kimse, köye dair senin kadar anekdota sahip olamaz; açıkça ilân ve iddia ediyorum.
Bu yazıda sadece "Hindi Dayı"yı görmedim; onu gözümün önünde kımıldar kılan birini, belki de duygularını bile cambaz becerisiyle bugüne kadar gizlemeyi başarmış ve edebî yeteneğini her niçinse saklamayı başarmış biriyle karşılaştım.

Hoş safa geldin İsmail!
"Merhaba!" demişsin ya, al sana cevap:
"Merhaba, Ya İsmail!"
Alıntı
 
 
+1 #9 Orhan Çolak 2010-03-10 22:57 Değerli büyüğümüz, Sayın İsmail ebeyim, kaybolmaya yüz tutmuş bir tarihi, veriyi bizlerle paylaştığınız için, sizlere teşekkür ederim. Benzeri konuların, gün ışığına çıkarılmasına vesile olacağına inanıyorum. Benzeri verilerin, siteye gelmesini bekliyorum. Emek verenlere, şimdiden teşekkür ederim. Saygılarımla Orhan çolak Alıntı
 
 
+1 #8 mehmet turan 2010-03-06 20:49 Merhaba
ismail abinin yazdığı yazı için kendisine teşekkür eder saygılarımı sunarım.Kendisi yaptığı gözlemler le dedemi objektif bir bakışla ve şiir tadında tasvir etmiş kendilerine tekrar teşekkür ederim.Gaziantepe yolu düşerse tanışmak isterim Mehmet TURAN
Alıntı
 
 
+2 #7 abdullahercan 2010-03-04 13:05 mişellinin aziz nesinine hoş geldin diyerek başlayayım
çocukluk idolüm beraber bekar tavalarda menemen yediğim abim tatlı sohbetlerine hasret kalarak artık yazılarınla yetineyim.Eline sağlık yazdıklarına
Alıntı
 
 
0 #6 HÜSEYİN ERCAN 2010-03-03 22:22 Saygı değer ağabeyim;iki yıl önce bir yemek sohbetinde sözünü almıştık.Köyün çınarlarını sizlere bir bir tanıtıcam demiştiniz.Az beklemedik.Ama buna da şükrediyorum.Yurt dışında olduğunu bile bile hergün telefonla arıyorum.Belki görüşürüm diye.Ama nerde.Bir akşam Mehmet Murat kardeşim aradı ve abi İsmail abiyi arıyorsun,hemen siteye gir dedi.Belki de ilk kez siteye girişimde bu kadar sevindim.Hoşgeldin saydı değer ağabeyim hoşgeldin.İnşallah arayı uzatmadan sık sık yazarsın.Gerek sizin gerek Mustafa Tuncel ağabeyimizin yazıları bizler için birer ışık kaynağıdır.Teşekkür ediyor,saygılar ımı sunuyorum.24 Nisan'da ki Ankara gecemizde görüşmek dileğiyle. Alıntı
 
 
+1 #5 Hürali 2010-03-03 13:16 sayın ismail abi;Emeğine ve ellerine sağlık Köyümüzün eski dev çınarlarını yazılarınızla sitemize taşıyarak bizlere ve gelecek olan yeni nesile köyümüzün eski insanlarını ve onların yaşayış tarzlarını bizlerle paylaştığınız için sağolun.Hürali Alıntı
 
 
+1 #4 hıdır yılmaz 2010-03-03 12:58 Sayın İsmail abi;Emeğine Yüreğine,Elleri ne Sağlık,Köyümüzü n Çınarlarını Günümüze Taşımanıza Çok Sevindim,Hepsid e Köyümüzün Yüce Değeriydi,İyisi yle Kötüsüyle,Bütün Vefat Etmiş Ulu Çınarlarımızı Saygıyla Anıyrum,Hatırlı yorum,Ben de çocuktum,Yazıla rınızın Devamını Bekliyoruz,Sayg ılar.Hıdır YILMAZ(Ğıdıkko Alıntı
 
 
+4 #3 m. murat 2010-03-02 21:17 Sayın İsmail abi..Yaklaşık iki yıl önce burada birikimlerinizi bizlerle paylaşmak için söz almıştım sizden.Kısmet bu güneymiş demek,kendinize has o güzel üslubunuz ve tarzınızla harika bir anlatım olmuş.Ayda bir yazabileceğiniz i belirtmişsiniz ama arayı o kadar açık tutmayın derim ben,çünkü sizde konu tükenmez..Aramıza Hoşgeldiniz der yazılarınızın devamını temenni ederim.Saygılar.. Alıntı
 
 
0 #2 TÜLAY KAMIŞLI 2010-03-02 17:29 Canım İsmail abim.
Ne kadar güzel anlatmışsın Hindi dayıyı. Seni görmeyeli çok oldu çok özledim çocukluğum sizinle ve sizinle olan anılarımla güzeldi.En kısa zamanda görüşmek dileği ile…
Alıntı
 
 
+2 #1 HIDIR GEDİK 2010-03-02 17:11 Sevgili İsmail abi;"Sevgili"diye başladım.Çünkü;gerçekten Mişelli köyü'nün sevgilisi konumunda olan,kişilikler den birisin.biliyorsun daha öncede,siz'in bu site de yazı yazarak katkı yapmanızı,yeni nesile Köyümüz ve köylülerimiz hakkında ki birikimlerinizi paylaşmanızı,en çok isteyenlerden biri olarak,hoş geldin Abi.Yazını büyük bir zevkle okudum.İsmail abi,Hindi dayı ancak bu kadar güzel anlatılırdı.emeğine sağlık.saygılar.Abi, ben yanılıyor olabilirim.Biz Yusuf dayı olarak biliyordumEğer İsmi Hüseyin idiyse,öğrenmen in yaşı yoktur derler ya!ben (Hindi)dayı nın isminin hüseyin olduğunu öğrendim.Saygılar abi.Hıdır Gedik. Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarlarımız

Mustafa Tuncel
Mustafa Tuncel
ismail hakkı celayir
ismail hakkı celayir
Ali OGUZ
Ali OGUZ
 
  Telif taskesen.net & taskesen.forum  
 
     
 
   
Design by go-vista.de and augs-burg.de