Uzun süredir düşündüğüm bir projeyi uygulamak istiyorum. hele sevgili kuzenim can kardeşim Mustafa Tuncelin güzel yazılarını okudukça bu işi niye erteliyorum diye kendime kızıyorum. zaman hem çok kısa, hem de çok uzun önemli olan sizin onu nasıl ve ne ölçüde kullandığınızdır. hele benim gibi zamanının çoğunu yurt dışında gurbet ellerinde geçiriyorsanız bunu daha da planlı yapmak durumundasınız.
Elimden geldiğince ve vakit buldukça sizlerle buluşmaya çalışacağım. köyümüzün özgün karakterlerini kendilerine ait felsefi düşünceleriyle anlatmaya çalışacağım. Bunu yaparken kendileri ile ilgili yaşadıklarımı ve kendilerinin hayata katmak istedikleri düşüncelerini, onların sadeliklerine sadık kalarak anlatmaya çalışacağım. zaman zaman onların şahsında gördüğüm derinlikleri yeni gençliğimize aktarmaya gayret göstercegim. bazen maksadımı anlatmakta zorluk çekebilirim,bundan dolayı önce onlardan, yakınlarından ve siz değerli okuyuculardan şimdiden özür dilerim.hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım.
Yusuf dayı diğer adıyla hindi dayı veya hindi Yusuf
Hindi dayı bizim komşumuzdu. sakin, kendi dünyasında
yaşayan biriydi. Kimseyle çok samimi bir ilişkisi yoktu. Hatırladığım ve bildiğim kadarıyla kimse ile konuşmazdı. doğru dürüst bir arkadaşıda yoktu. Çocuklarla iyi geçinirdi Ancak geçimsiz biri değildi. hayata karşı nedenlerini bilmediğim bir öfkesi vardı.hayata karşı öyle öfkeliydi ki kendi yakınları ile,hatta; kardeşi Zuto dayı ile ölene kadar konuşmadı. yakışıklı uzun boylu ince yapılı gösterişli bir Anadolu insanıydı. kendi işini kendisi yapardı. bundan dolayı olsa ; son derece atletik bir yapısı vardı. kimse ile kavga etmezdi, kendi dünyasında karmaşık bir hayat yaşardı.
Yalnızlığını, hayvanlar ve doğa ile paylaşırdı. eşeği ile kavga eder ineğine ve keçisine öfkesini kusardı. öküzü ile dertlerini paylaşır kuzusu ile yalnızlığını giderirdi. kısacası yalnızlığın kitabını yazmıştı. yalnız yaşamayı en iyi o bilirdi. köy ortak yaşamına pek katılmazdı. bütün bunlar, kötü niyetinden değildi. içinde yaşadığı yalnız dünyasına; öfkesinin sonucuydu. gururlu ve onurlu bir insandı. kimsenin yardımını istemez elinden geldiğince o herkese yardım ederdi. iki kızı ve karısı vardı. karısını genç yaşta kaybetmiş iki kızı ile yaşamını devam ettirmeye çalışıyordu. kızları evlendikten sonra yalnız dünyasında tek başına kalmıştı. kendini yalnızlığa o kadar alıştırmıştı ki hiç kimseyi bu dünyasına ortak etmek istemiyordu. tüm sevgisini hayvanlarına veriyordu.
Köyümüzün lafonteni idi. hayvanlarına insan muamelesi yapar, zaman, zaman kızgınlığını öfkeye dönüştürür, onlarla kavga ederdi. kendince onlara cezalar verir bazen küser ve onlarla hiç konuşmazdı. köyün imkansızlıkları içerisinde yalnız yaşamanın güzel örneklerini sunardı. Hamurunu yoğurur, ekmeğini pişirir, yemeğini yapardı. kimseye minnet etmeden yaşamaya çalışırdı, komşumuz olduğu için günlük yaşamına sıkça şahit olurdum. eşeğine yükünü yüklerken bile kimsenin yardımını istemezdi. yükün bir tarafını yükleyip altına değneğini dayar diğer tarafını da yükleyip tek başına yükünü bağlardı. çocuk halimle bir tarafta özendiğim diğer taraftan üzüldüğüm bir yaşam tarzı vardı. evliliğinde mutlu olmadığını o çocuksu halimle anlıyordum. hüzünlü ve üzgündü, yalnızdı bu yalnızlığına karşı “ey yalnızlık sana teslim olmayacağım sana yenilmeyeceğim” dercesine inatla direniyordu. yaşı gittikçe ilerliyordu beli bükülüyor kamburu çıkıyordu. bu yaşlı haline yalnızlık zaman zaman galip geliyordu.hayata karşı eskisi gibi direnemiyor gün geçtikçe direnci kırılıyordu.hasta olduğu zaman bir tas su minnet olmaya başlamıştı. bir sıcak çorbaya özlem duyuyordu. eskisi gibi işini göremez hale gelmişti. uzun boyu kısalmış beli bükülmüş kolları eskisi kadar kuvvetli değildi. gözlerinin feri gittikçe sönüyordu. güçlü değildi ferasetini kaybediyor yaşama karşı umutları tükeniyordu. birilerine muhtaç olmak birilerinin yardımı ile yaşamak onuruna dokunuyordu. bir gün oturdu hayatını gözden geçirdi. kendince kimseye zarar vermeden onurlu bir yaşam sürdüğüne kanaat getirdi ve onurlu bir sonla hayatını bitirmek istedi. Şeytan; köyün yakınındaki Keban baraj gölünü aklına soktu. su gibi geçen hayatını suya teslim etmek istedi. Gitti; gölün kenarında elbiselerini çıkardı ve temizce katladı. Ayakkabılarını, elbiselerinin üzerine koydu. kendisi gibi temiz ve berrak olan suya yürüdü,yürüdükçe suyun içinde kaybolmaya başladı ve ağzında bir yanık türkü mırıldadı.
“allı turnam bizim ele varırsan
Şeker söyle kaymak söyle bal söyle
Eğer beni sual eden olursa
Boynu bükük benzi soluk yar söyle”
Ve kaybolduğu suda “ey yalnızlık sana değil beni yaratan yalnızların sahibine gidiyorum” diyerek bu savaştaki galibiyetini ilan etti.köylüler günlerce hindi dayıyı aradılar bir türlü izine rastlamadılar.hindi dayı ile ilgili herkesin bir hikayesi vardı.gerçek hikaye hindi dayının kendisiydi. tanrı rahmet eylesin.
Kendisini rahmetle anıyorum
Saygılarımla
Yorumlar
+3#10Mustafa Tuncel2010-03-20 21:34İsmail, Sevgili Kuzen, Değerli Kardeş, Mişelli'nin has adamı!
Nihayet seni burada görebildim. Hiç kimse, köye dair senin kadar anekdota sahip olamaz; açıkça ilân ve iddia ediyorum. Bu yazıda sadece "Hindi Dayı"yı görmedim; onu gözümün önünde kımıldar kılan birini, belki de duygularını bile cambaz becerisiyle bugüne kadar gizlemeyi başarmış ve edebî yeteneğini her niçinse saklamayı başarmış biriyle karşılaştım.
Hoş safa geldin İsmail! "Merhaba!" demişsin ya, al sana cevap: "Merhaba, Ya İsmail!"Alıntı
+1#9Orhan Çolak2010-03-10 22:57Değerli büyüğümüz, Sayın İsmail ebeyim, kaybolmaya yüz tutmuş bir tarihi, veriyi bizlerle paylaştığınız için, sizlere teşekkür ederim. Benzeri konuların, gün ışığına çıkarılmasına vesile olacağına inanıyorum. Benzeri verilerin, siteye gelmesini bekliyorum. Emek verenlere, şimdiden teşekkür ederim. Saygılarımla Orhan çolakAlıntı
+1#8mehmet turan2010-03-06 20:49Merhaba ismail abinin yazdığı yazı için kendisine teşekkür eder saygılarımı sunarım.Kendisi yaptığı gözlemler le dedemi objektif bir bakışla ve şiir tadında tasvir etmiş kendilerine tekrar teşekkür ederim.Gaziantepe yolu düşerse tanışmak isterim Mehmet TURANAlıntı
+2#7abdullahercan2010-03-04 13:05mişellinin aziz nesinine hoş geldin diyerek başlayayım çocukluk idolüm beraber bekar tavalarda menemen yediğim abim tatlı sohbetlerine hasret kalarak artık yazılarınla yetineyim.Eline sağlık yazdıklarınaAlıntı
0#6HÜSEYİN ERCAN2010-03-03 22:22Saygı değer ağabeyim;iki yıl önce bir yemek sohbetinde sözünü almıştık.Köyün çınarlarını sizlere bir bir tanıtıcam demiştiniz.Az beklemedik.Ama buna da şükrediyorum.Yurt dışında olduğunu bile bile hergün telefonla arıyorum.Belki görüşürüm diye.Ama nerde.Bir akşam Mehmet Murat kardeşim aradı ve abi İsmail abiyi arıyorsun,hemen siteye gir dedi.Belki de ilk kez siteye girişimde bu kadar sevindim.Hoşgeldin saydı değer ağabeyim hoşgeldin.İnşallah arayı uzatmadan sık sık yazarsın.Gerek sizin gerek Mustafa Tuncel ağabeyimizin yazıları bizler için birer ışık kaynağıdır.Teşekkür ediyor,saygılarımı sunuyorum.24 Nisan'da ki Ankara gecemizde görüşmek dileğiyle.Alıntı
+1#5Hürali2010-03-03 13:16sayın ismail abi;Emeğine ve ellerine sağlık Köyümüzün eski dev çınarlarını yazılarınızla sitemize taşıyarak bizlere ve gelecek olan yeni nesile köyümüzün eski insanlarını ve onların yaşayış tarzlarını bizlerle paylaştığınız için sağolun.HüraliAlıntı
+1#4hıdır yılmaz2010-03-03 12:58Sayın İsmail abi;Emeğine Yüreğine,Ellerine Sağlık,Köyümüzün Çınarlarını Günümüze Taşımanıza Çok Sevindim,Hepside Köyümüzün Yüce Değeriydi,İyisiyle Kötüsüyle,Bütün Vefat Etmiş Ulu Çınarlarımızı Saygıyla Anıyrum,Hatırlıyorum,Ben de çocuktum,Yazılarınızın Devamını Bekliyoruz,Saygılar.Hıdır YILMAZ(ĞıdıkkoAlıntı
+4#3m. murat2010-03-02 21:17Sayın İsmail abi..Yaklaşık iki yıl önce burada birikimlerinizi bizlerle paylaşmak için söz almıştım sizden.Kısmet bu güneymiş demek,kendinize has o güzel üslubunuz ve tarzınızla harika bir anlatım olmuş.Ayda bir yazabileceğinizi belirtmişsiniz ama arayı o kadar açık tutmayın derim ben,çünkü sizde konu tükenmez..Aramıza Hoşgeldiniz der yazılarınızın devamını temenni ederim.Saygılar..Alıntı
0#2TÜLAY KAMIŞLI2010-03-02 17:29Canım İsmail abim. Ne kadar güzel anlatmışsın Hindi dayıyı. Seni görmeyeli çok oldu çok özledim çocukluğum sizinle ve sizinle olan anılarımla güzeldi.En kısa zamanda görüşmek dileği ile…Alıntı
+2#1HIDIR GEDİK2010-03-02 17:11Sevgili İsmail abi;"Sevgili"diye başladım.Çünkü;gerçekten Mişelli köyü'nün sevgilisi konumunda olan,kişilikler den birisin.biliyorsun daha öncede,siz'in bu site de yazı yazarak katkı yapmanızı,yeni nesile Köyümüz ve köylülerimiz hakkında ki birikimlerinizi paylaşmanızı,en çok isteyenlerden biri olarak,hoş geldin Abi.Yazını büyük bir zevkle okudum.İsmail abi,Hindi dayı ancak bu kadar güzel anlatılırdı.emeğine sağlık.saygılar.Abi, ben yanılıyor olabilirim.Biz Yusuf dayı olarak biliyordumEğer İsmi Hüseyin idiyse,öğrenmenin yaşı yoktur derler ya!ben (Hindi)dayı nın isminin hüseyin olduğunu öğrendim.Saygılar abi.Hıdır Gedik.Alıntı
Yorumlar
Nihayet seni burada görebildim. Hiç kimse, köye dair senin kadar anekdota sahip olamaz; açıkça ilân ve iddia ediyorum.
Bu yazıda sadece "Hindi Dayı"yı görmedim; onu gözümün önünde kımıldar kılan birini, belki de duygularını bile cambaz becerisiyle bugüne kadar gizlemeyi başarmış ve edebî yeteneğini her niçinse saklamayı başarmış biriyle karşılaştım.
Hoş safa geldin İsmail!
"Merhaba!" demişsin ya, al sana cevap:
"Merhaba, Ya İsmail!" Alıntı
ismail abinin yazdığı yazı için kendisine teşekkür eder saygılarımı sunarım.Kendisi yaptığı gözlemler le dedemi objektif bir bakışla ve şiir tadında tasvir etmiş kendilerine tekrar teşekkür ederim.Gaziantepe yolu düşerse tanışmak isterim Mehmet TURAN Alıntı
çocukluk idolüm beraber bekar tavalarda menemen yediğim abim tatlı sohbetlerine hasret kalarak artık yazılarınla yetineyim.Eline sağlık yazdıklarına Alıntı
Ne kadar güzel anlatmışsın Hindi dayıyı. Seni görmeyeli çok oldu çok özledim çocukluğum sizinle ve sizinle olan anılarımla güzeldi.En kısa zamanda görüşmek dileği ile… Alıntı